Dünyanın tepesine yolculuk: KATHMANDU


Olabildiğince görmediğim yerlere gitmek gibi bir tercihim vardır. Wikipedia'dan son kontrol ettiğim kadarıyla dünya üstünde 206 adet ülke var ve ben bunların daha sadece 45 tanesinde 100 kadar şehre gitmişim.

Daha gezecek, görecek çok yer var. Ama...

Ama bir yeri çok kısa görmekle, kaliteli zaman geçirmek arasında fark var.

Bundan 14 sene önce Kathmandu'ya gitmiştim. 36 ya da 48 saat geçirmiştim Kathmandu'da. Hindistan - Nepal gezimizin bir parçasıydı ve fast forward bakıp çıkmıştık. O bakıp çıkmadan çok mu etkilenmiştim yıllar önce? Hayır. Hatta biraz hayal kırıklığı vardı. Bu muymuş Kathmandu demiştim.

Sefaletin kol gezdiği, pislik içinde bir yer kalmıştı hafızamda.

İşte bu yüzden bir şans daha vereyim dedim Kathmandu'ya. Üstelik 14 sene içinde değişiklik olması muhtemeldi. Örneğin ben gittiğim sırada bir kral vardı Nepal'de. Benim şehri terketmemden bir kaç ay sonra prens cinnet geçirip sarayda bütün aileyi öldürmüş, 3 gün sonra kendi de ölmüştü. Benim şehri terketmeme dayanamadığını düşünüyorum :). ( http://en.wikipedia.org/wiki/Nepalese_royal_massacre)

Neyse.. aradan 14 sene geçmiş, Nepal'de artık cumhuriyet var. Bizimkisinden hallice bir cumhuriyet. 70 küsur tane parti var sanırım. 27 milyonluk ülke. Eğlenceyi siz tahmin edin.

Konumuz Nepal'in politik durumu değil tabi ki. Ama 14 sene içinde değişmiş, gelişmiş olma ihtimali olan bir Nepal'e gitmeye karar verdim.

THY'nin direkt uçuşu sayesinde, gün kaybetmeden gidebiliyorsunuz Kathmandu'ya. Akşam 20.45te kalkan uçak ertesi sabah 6.30da Kathmandu'ya varıyor. Yolda geçen 6,5 saati uyuyarak geçirebilirseniz jetlagden de yırtabilirsiniz.

Avrupa'da herhangi bir yerden direkt uçuş olmadığı için bir sürü Avrupalı ve Amerikalı ile beraber uçuyorsunuz THY uçağında.

Nepal için önceden vize almak gerekmiyor. Ama sabahın o saatinde ucaktan inen 300 kisiye iki kisinin 15 günlük vize sattığını düşünerek yaklaşık bir saatlik vize ve pasaport kuyruğuna hazırlıklı olmanızda fayda var.

Havaalanından çıkar çıkmaz bir taksiye binip otelimize yollanıyoruz. Kathmandu'da otelden bol bir şey yok. Her bütçe ve zevke uygun otel var diyebilirim. Geceliği 5 dolarlık guesthouselarda da kalabilirsiniz, 300 dolarlık spa ve tatil köyü modundaki bir yerde de. Biz orta karar, ama tesadüfen Lonely Planetin en çok tercih edilen otelleri arasında olan bir oteli seçtik: Hotel Tibet.

Daha sonraki günlerde farkettik ki, Hotel Tibetin yerini bilmeyen taksici yok. Sokak isimleri ve tabelaları olmayan Kathmandu'da bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu en başta bilmiyorduk tabi.

Kathmandu'da tapınaklar ve müzeler dışında gerçekten zaman geçirilecek, yemek yenecek, bara gidip müzik dinlenecek tek bir alan var: Thamel. Bu bakimdan eğer otelinizde inzivaya çekilerek zaman geçirmek istemiyorsanız Thamel bölgesine yakın bir otelde kalmak iyi bir fikir. Hotel Tibet, ne Thamel'in dışında ne de tam ortasında diyebileceğiniz türden. Yaklaşık 1km bir yürüyüşle hayatın aktığı yere ulaşıyorsunuz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken bir konu var. Genel olarak sokak lambası ya da trafik ışığı olmadığı ya da olsa dahi kullanılmadığı için, arabaların farları haricinde akşamları sokaklar karanlık diyebilirim. Evlerin dahi ışıkları yanmadığını düşünecek olursak yürürken insanın için hafif ürperiyor.

Kathmandu'ya kurban bayramı sırasında gittik. Tesadüf budur ki, gittiğimiz gün Nepal'de Mahanawami/Bijaya Dashami festivaliymiş. İlk önce bunun muhteşem bir tesadüf olduğunu düşünüyoruz. Onların da festivalleri zamanında Kathmandu'da olmak güzel bir deneyim. gerçekten. Ancak daha sonra öğreniyoruz ki Nepal'de festivalden bol bir şey yok. (http://www.nepali-unicode.com/blog/public-holidays-nepal-2014.html)

Hatta olay bu listede göründüğünden biraz daha karışık. Çünkü Nepal'de kullanılan takvim de tamamen farklı. Örneğin şu anda Nepal'de 2071 yılındalar. Çağ atlamışlar diyelim! Meraklısı için Nepal takvimi böyle : http://nepalicalendar.rat32.com/

Durbar Meydanları, saray ve tapınaklardan oluşan geniş alanlar. Kathmandu Vadisinde 3 tane Durbar Meydanı var. Bunun sebebi birleşmeden önce Nepal'in küçük krallıklardan oluşması ve her krallığın kendi Durbar Meydanı olması: Kathmandu, Patan, ve Bhaktapur.

Otelden çıkıp Thamele ordan da Kathmandu Durbar Meydanına doğru yürüyoruz.

Gittiğimiz günün festivale denk gelmesinin de şöyle bir sakıncası var: Tapınaklar dışında hemen her yer kapalı. Bu Thamel sokaklarını bu kadar boş görebileceğiniz nadir zamanlardan biri. Zira diğer günlerde buradan, bisiklet, motorsiklet, araba, yaya, hepsinin mümkün mertebe birbirine çarpmadan aynı noktalardan geçmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bu yol boyunca ilginc dükkanlar da çıkıyor karşımıza, dişçisinden berberine her türlü esnaf da burada.

Durbar meydanına geldiğimizde ise tam bir şenlik var.

Büyük bir kalabalık büyük tapınağın içine girmek için sıra bekliyor. Biz de sıraya girdiğimizde önce bir polis tarafından turist olarak meydana girmek için bilet almamız gerektiği yönde uyarılıyoruz. 7.5 dolar verdiğimiz bileti daha sonra turist pass'e çevirerek Durbar meydanına bir hafta boyunca limitsiz giriş hakkı elde ediyoruz.

Gelelim büyük tapınağa. Tapınağa giremiyoruz malesef. Nepalli olmayanlar giremiyormuş. Ben de kızıl kıvırcık saçlarım ve hiç esmer olmayan tenimle turist olduğumu bas bas bağırıyorum tabi. Meydanda kalabalık yüzünden o gün gezemediğimiz ancak daha sonra içine girebildiğimiz müze var. Kraliyetin son dönemine - daha çok krallara hayatına bir yolculuğa çıkabilirsiniz bu müzede. Girip görülesi bir yer.

Aynı meydanda seçilmiş yaşayan tanrıçanın yaşadığı ve halkı kutsadığı bir bina da var: Kumari Chowk. Tanrıça derken küçük bir kız çocuğundan bahsediyorum. Zira evlenene ya da "kadın olana" kadar tanrıça olarak kalıyor. Daha sonra yenisi seçiliyor yaşayan tanrıça olarak.

Yaşayan tanrıçayı malesef göremedik. Nepallileri kutsakmakla meşguldu kendisi. Ancak meydanda uzun bir süre oturup etrafı seyretmek de bir o kadar ilginç.

Bu arada bu festivalin en önemli özelliklerinden biri herkesin uçurtma uçuruyor olması. Küçücük alanlarda, balkonlarda, evlerin tepelerinde bir sürü insan ellerinde koca bir rulo iple olarca metre yükseklikteki uçurtmaları yönetmeye çalışıyor. Bu festival sırasında uçurtma uçurma olayı her sene bir iki kişinin yaşamına mal oluyormuş. Arkadaşlar evin damında uçurtma uçururken heyecanla geri gidip damdan aşağı düşebiliyor. O derece yani.

Dedim ya festival dolayısıyla her yer kapalı. İki lokma bir şey yemek için bayağı uğraşmamız gerekiyor.

Et ve tavuk ürünleri etrafta sepetler taşınan hayvanları gördükçe pek cazip gelmiyor ama sonunda salaş bir cafede peynirli sandviç ve Gorkha biramızla karnımızı doyurmayı başarıyoruz.

Her üçüncü dünya ülkesinde olduğu gibi etraf seyyar satıcıdan geçilmiyor. Ama hem sokaklar temiz hem de tezgahlar inanilmaz düzenli görünüyor

Ertesi gün bir taksiye atlayıp Bhaktapur'a gidiyoruz. Yol 20-25 dakikalık bir yol ama 3-4 kişinin bindiği motorsikletler, olmayan şeritler ve makas atan kamyonetler sayesinde macera dolu geçiyor. İstanbul'da yaşayan biri olarak bunlara şaşırmamam lazım gibi geliyor ama İstanbul trafiğini öpüp başıma koyasım geliyor.

Bhaktapur Durbar meydanına vardığımızda Sontos isimli bir genç yaklaşıp rehber isteyip istemediğimi soruyor. 5 dolara rehberliğimizi yapacakmış. Tamam diyoruz. 3 saat boyunca bütün çevreyi gezdiriyor bize.

1934 yılında 8.2 şiddetinde bir depremle nerdeyse tamamen yıkılmış Khatmandu ve dolayısıyla Bhaktapur. 1987 yılında Almanlar Bhaktapurdaki Hindu ve Budist tapınakları aslına uygun olarak yeniden restore etmişler. Bunun yanı sıra halen belediye halka kendi evlerini de geleneksel yapıya uygun inşaa etmesi için taş, tuğla ve tahta yardımında bulunuyormuş. Yaklaşık 3 saat Bhaktapur'un sokaklarında dolaşıyoruz.

Bir ara meydana bakan bir bankı da olan bir cafede bir şeyler içmek için oturuyoruz. Yanımızdaki yabancı kız kendisine yemek söylüyor. Yemeği geldikten yaklaşık beş dakika sonra karşımızdaki tapınakta oturmakta olan bir adam, kızın tepsisine atlıyor, çekip alıyor. 30 saniye içinde tepsinin içinde ne var ne yoksa yalayıp yutuyor, sonra kıza tepsisini iade ediyor. Durum bir yandan şok geçirtici, ancak adamın ne kadar aç olduğunu gördüğünüzde kalkıp kızamıyorsunuz bile. Ana fikir: Nepal'de öyle ulu orta hırsızlık olduğuna şahit olmadım, ama insanları imrendirmemekte de fayda var. Oldukça fakir bir halktan bahsediyoruz burada.

Bhaktapurdan sonra Kathmandu'ya geri dönüp şehrin en önemli tapınaklardan biri olan Swayambhunath Stupa'ya - bir diğer ismiyle Maymun Tapınağına gidiyoruz. Nepal'in büyük bir çoğunluğu Hindu olmakla beraber 9%luk bir kesim Budist inanışa sahip. Swayambhunath en önemli Budist tapınaklarından biri. Arka tarafından değil, bizim gibi ön tarafından tapınağa gelirseniz 365 basamak çıkarak tepeye ulaşabilirsiniz.

En yukarı vardığınızda bir yandan bir çok kişinin farkli törenlerle dua ettiğini, bir yandan da seyyar satıcıların olduğunu göreceksiniz.

Kathmandu'ya olabilecek en yüksek yerden bakmak isterseniz de Swayambhunath doğru bir yer. Ancak manzarada görülesi ihtişamlı bir şey var mı derseniz.... Yeşil yoksunu bir beton tarlası ile karşılaşacağınızı söylemem gerekir. Tabi kraliyete ait olarak kullanılmış birkaç yeşil alan hala mevcut.

Kathmandu'nun güneyinde bulunan bir diğer Durbar Meydanı da Patan'da. Buradaki saray ve muze de bir iki saatinizi geçirmenize değecek nitelikte.

4 günlük Kathmandu seyahatinde olmazsa olmazı yapmaya fırsatımız olmadı. Evereste tırmanabilecek durumda değildik ama Base Camp'e gitsek güzel olurdu. (Bu demek ki Nepal'e tekrar gelmem için bir sebebim daha var.) Çok kısa vaktimiz olduğu için Kathmandu vadisinde trekkinge çıkma şansımız yoktu. Bayram seyran diye Base Camp'e de gidemedik. Ama en azından Himalayalara doğru güneşi doğuralım dedik.

Sabahın 4ünde Kathmandu'dan yola çıkıp Nagarkot'a gidiyoruz. Nagarkot Kathmanduya 35-40 km uzaklıkta ancak sabahın körü ve zifiri karanlık olduğunu ve Nepal yollarını dikkate aldığımızda 1.5 saat önce çıkmak oldukça mantıklı. Tepeye vardığımızda saat 5.30. Guneşin doğmasına yarım saat kadar var ve bizim dışımızda 10-12 kişi daha var. Ellerinde harita olan Çinliler ile hangisinin Everest hangisinin K2 olduğunu seçmeye çalışıyoruz.Yavaştan güneş doğmaya başlayınca karşımızda 8500 metrelik sıradağlar yavaş yavaş ışıldamaya başlıyor.

Kathmandu'da yapılacak bir aktivitemiz daha kaldı: Hindu inanışlarına uygun cenaze törenini izlemek. Yani ölü yakma merasimi.

Kathmandunun doğusunda havalimanının yakınında olan Pashupatinath Tapınağında bu şansı yakalayabilirsiniz. Bagmati nehrinin kııyısındaki bu tapınakta gün içinde onlarca cenaze töreni oluyor. Biri biterken başka bir yerde diğerine hazırlık yapılıyor. Bazısı çok özenli bazısı çok az sayıda katılımla. Ölen kişinin önemine, statusune göre değişiyor ama sonunda hepsi Bagmati nehrinde küllere dönüşüyor.

Cenaze muhabbetinden sonra sırası değil ama yeme içme konusunda da çok fazla seçenek var Kathmandu'da. Ve bunların neredeyse tamamı Thamel bölgesinde. K-too Steakhouse ve Yin Yang Thai restaurant deneyip memnun kaldıklarımız. Açıkçası Nepal yemeğine çok sempatik yaklaşamadım ama Tibet mutfağı biraz daha bana uygun geldi diyebilirim.

Thamel bölgesi gece geç saatlere kadar canlılığını koruyor. Paddy Foley's Irish Pub'da canlı rock müzik dinleyebilir, Gorkha veya Everest veya Kathmandu biranızı yudumlayabilirsiniz.Biralar idare eder. En iyisi Gorkha.

Veeee dönüş yolu.. Dünyanın neresinde 8bin metrelik dağlarla aynı hizada uçabilirsiniz ki??

14 sene sonra KAthmandu hala fakir, hala kaotik. Pis olarak nitelendirebilir miyim? Hindistanı gören bir insan olarak hayır :) Görülesi bir yer mi, sempatik ve guleryuzlu insanları, ve hatta kaosu için gidip görmeye değer. Dağlarda zaman geçiremediğim için muzdaribim. Tekrar gitmek için bahanem olması da ayrı güzel.

Bunları da sevebilirsiniz:
Hakkımda

Her anını gezerek geçirmeye gönüllü bir yay burcuyum. 50nin üstünde ülkeye gittim ama dünyanın tamamını gezdim diyebilene kadar da hic bıkmayacağım gezmekten. E bu da kısa vadede olacak gibi değil:)

Devamı

 

Tag ile arama