Sualtında Bir Cennet: RAJA AMPAT


Geçen sene her dalgıcın rüyası olan Malezya'nın Sipadan adasında geçirdiğimiz bir haftadan sonra bu bayramda gene dünyanın o tarafına gidelim dedik dalış yapmaya. Ne de olsa Kaş, Kızıldeniz vs çok yakın, daha kısa sureli seyahatlerde de değerlendirilebilir. 10 günlük Kurban + Cumhuriyet Bayramı tatili uzaklara gitmek için gene güzel bir fırsat.

Ancak Raja Ampat'a ulaşmanın bu kadar zor olduğunu bilmiyorduk. THY ile 14 saat sonunda Singapur üzerinden Jakartya vardığımızda Raja Ampat'a gidecegimiz yolun yarısında olduğumuzu daha sonra öğreneceğiz. Jakarta'dan Makassar uzerinden Sorong'a uçmamız gereken uçağa daha 4 saat var ve bu zamanı ya havaalanına yakın bir otelde ya da havaalanı loungelarında klimalı ortamlarda gecirmek lazım. İc hatlar terminalleri oldukça rezil durumda olduğu için biz tercihimizi ilk seçenekten yana kullanıyoruz. Yoksa neme tahammül etmek imkansız.

Uzun ve meşakketli iki uçak yolculuğunun ardından Sorong bölgesine, ordan da 1.5 saatlik bir tekne yolculuğu ile otelimiz Papua Paradise Resort'a geliyoruz.

Nirvanaya ulaşmak için ideal bir mekan burası. Adada GSM çekmiyor. Haftada 50 Euro olarak verdikleri bir internet hizmeti var ki, 56Klı modemli günlerimizi aratan cinsten. Internet bağımlılığımızın vurulduğu sekteyi saymazsak inanılmaz huzurlu bir yer. Etraftan gelen sesler kuşlardan ve ağaçların arasında dolaşan kertenkele hışırtıları.Ufukta ise alabildiğince deniz ve tek tük serpiştirilmiş adalar:

Papua Paradise Resort medeniyete alabildiğine uzak olduğu gibi, önemli dalış noktalarına da en az yarım saat kırkbeş dakika mesafede. Batı Papua blgesinde 1500den fazla ufak adadan oluşan Raja Ampat'taki tesis sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor. Raja Ampat'ta deniz altı güzelliğini ticari anlamda da kullanma zihniyeti son yillarda ozellikle gelişmiş. Hatta bölgedeki bazı yerleri devletin maden arama tesisine dönüştürme projesi Max Ammer isminde bir Hollandalının kişisel çabaları ile ile engellenmiş. O yüzden çevredeki bazı dalış noktaları Ammer'in kızı, karısı ve oğlunun isimleri ile anılıyor. (Mike's Point, Anita's Reef, Melissa's Garden)

http://www.scubatravel.com/blog/news/raja-ampat-pioneer-max-ammer/

İlk iki günkü dalışlarımız hayallerimizi biraz yıktığında olayın çevredeki dalış noktalarına günübirlik turlar almak olduğunu öğreniyoruz.

Üçüncü gün her sene Kasım ayları civari ortaya çıkan ama bu sene Ekim ortasından itibaren görülmeye başlanan Manta'ları görmek üzere Manta Point'e gidiyoruz.

Resimde boyutları tam anlaşılmamakla beraber aşağı yukarı bu canlılar, kanatlarıyla (!) 3-3.5 metre genişliğinde. Bunların 7 metreye kadar ulaşanları var. Bu zamanlarda bu balıklar bir nevi temizlenmeye bu noktaya geliyorlar. Çevrelerindeki balıklar tarafından saatlerce temizlenmeleri bir nevi dans gösterisine dönüşüyor bizim için. 1 saatlik dalışın yarısından fazlasını aynı noktada sadece onları izleyerek geciriyoruz.

MANTA DANSI için:

Günün geri kalanında Cape Kri ve Pulau Mioskon'da dalıyoruz. Buralar da çok güzel. Özellikle mercan tarlalarınının üzerinde gezinirken kendinizi cennet bahçesinde hissediyorsunuz. Sipadan'dan önemli bir farklılık olarak mercan çeşitliliği ve çokluğu göze çarpıyor, Sipadan'da sürülerce baracudalar, akyalar görürken burada bu balıklar daha tek tük geziniyor ama gene çeşitlilik çok fazla. Hatta dünyada sualtı canlılarının en çok çeşitlilik gösterdiği yer Raja Ampat imiş.

Tabi en önemli farklardan biri de AKINTI. Akıntıyla boğuşmadan yaptığımız dalışlar çoğunlukta olmakla beraber herkesin öve öve bitiremediği Passage'da 4. günkü dalışımızda (ki buna dalış değil, su altı raftingi demek daha doğru) akıntı canımızı zor kurtarıyoruz. Ya bize denk geldi ya da bizim divemaster'in şaşkınlığına; ama Passage denilen bol akıntılı yerde sözde bol bol balık görecekken, buddy'lerimizi bile gözden kaybettiğimiz oluyor.. Bir çamaşır makinesinin içine atılmış gibi ordan oraya sürüklendikten sonra su yüzüne çıktığımızda dayak yemekten beter durumdayız. Daha da gelmem Passage'a. :)

Passage dalışından önce Hidden Bay denilen daracık boğaz/nehir karışımı yerde yaptığımız

şnorkel gezintisi ise keyifli.

Sonraki iki günü gene Kri bölgesindeki Mike's Point, Chicken Reef ile Sardine'de ve Fem Island çevresindeki Melissa's Garden, My Reef Ve Anitha's Reef'te güzel dalışlarla tamamlıyoruz. Akşamüzeri ve gece dalışlarını hem iskele civarında hem de yakındaki adaların kıyılarında yapmak mümkün.

Pazar günkü uçağımızdan önceki son gün olan cumartesi desaturasyon amacıyla dalışsız geçirmek durumundayız. Adada dalış yapılmadığı takdirde sunulan iki tane aktivite var. Bunlardan biri kuş izlemeye gitmek diğeri bir şelaleye hiking yapmak. Kuş izleme olayı için dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler buraya geliyormuş. Sabahın 5inde yola çıkmayı gerektiren bu tura ben katılmadım ama gidenler için şansız bir gün olmuş. Kuşlar beklenen performansı göstermemiş :)

Şelale gezintisi ise öğleden sonra göğü delerek inen yağmur yüzünden iptal olmak durumunda kalıyor.

Adada yapılacak şeyler kıyıda ufak gezintiler yapmak ve balkonda denize nazır hamakta kitap okuyup miskinlik yapmaktan ibaret.

İkisini de yapıp gene de yetmez dediğinizde yapılabilecek alternatiflerden biri de bizim yaptığımız gibi iskeleden denize girip şnorkelle su altını izlemek. Kıyıya kadar gelen yavru köpekbalıklarındansa korkmak için bir sebep yok, zira onlar bizden daha çok korkuyor.

Pazar sabahı 4 civarı 7.30da Sorong'dan kalkacak uçağımızı yakalamak üzere yola

çıktığımızda ay hem gökyüzünde hem denizin üzerinden bize veda ediyor.

Bunları da sevebilirsiniz:
Hakkımda

Her anını gezerek geçirmeye gönüllü bir yay burcuyum. 50nin üstünde ülkeye gittim ama dünyanın tamamını gezdim diyebilene kadar da hic bıkmayacağım gezmekten. E bu da kısa vadede olacak gibi değil:)

Devamı

 

Tag ile arama